İsrail’i Türkler mi Yönetiyor?

Türkler tarih boyunca çok sayıda devlet kurmuştur, kurulan bu devletler de farklı din ve inançlara sahip olmuştur. Götürkler, uy

Eğitmen HBC Eğitim Danışmanlık Son güncelleme Tue, 19-May-2020
+ Daha fazla göster
İsrail’i Türkler mi Yönetiyor?

Türkler tarih boyunca çok sayıda devlet kurmuştur, kurulan bu devletler de farklı din ve inançlara sahip olmuştur. Götürkler, uygurlar, hun devletleri gibi devletler Göktengri dinini, Avar devleti Hristiyanlık, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular gibi devletler Müslümanlık dinini benimsediği gibi Türk devletlerinden bazıları da Yahudiliği benimsemiştir. Türkler hangi dini benimsemiş olurlarsa olsunlar o dini savunmuş yaymak için mücadelelerde bulunmuştur. Hatta bu yüzden kendi ırkdaşı olan Türklerle dahi savaşmışlardır.  Peki ya Yahudiliği benimseyen Türkler, Bugün ki İsrail devletini kuranlar mi?

Türk devletleri 11'inci yüzyılda Aşkenaz musevilerinin dünya Yahudi nüfusunun yüzde üçünü oluşturuyordu; 1931'de ise bu rakamın yüzde 92'ye ulaştığı tahmin edilir. Yahudi Soykırımı ile Aşkenaz Musevilerinin Yahudi nüfusu içerisindeki oranı da düşmüştür. Almanya da başlayan Yahudi saykırım aslında Aşkenaz Yahudilerini hedef almış bir soykırımdı. Aşkenaz Musevilerinin kökeni konusunda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Başta Arthur Koestler olmak üzere Hazar Teorisini savunan bilim adamları, 8. yüzyılda Museviliği kabul eden Hazar Türklerinin, Doğu Avrupa Musevilerinin oluşumunda etkili olduğunu belirtmektedir. Bu teoriye göre 11. yüzyılda Hazar İmparatorluğunun çökmesi üzerine Musevi Hazarların Doğu Avrupa'ya yayılarak bugünkü Aşkenaz Musevilerinin etnik temellerini oluşturduğu belirtilir.

John Hopkins Üniversitesi’nde görevli genbilim uzmanı Eran Elhaik, Aşkenaz Yahudilerinin Hazar kökenli olduğu tezinin daha geçerli olduğunu öne sürdü. “Genome Biology and Evolution” adlı dergide “Avrupa Yahudilerinin Soyunun Kayıp Halkası: Ren ve Hazar Hipotezlerinin Karşılaştırılması” başlıklı bir çalışma yayımladı.

Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran araştırmada, Aşkenaz Yahudilerinin asıl kökeninin, Miladi takvime göre tarihin başlangıcına yakın bir dönemde Hazar bölgesine yerleşen Türk boyları olduğu ortaya konuluyor. Elhaik’e göre bu nüfusun bir kısmı sekizinci yüzyılda Yahudiliğe geçti ve “Hazar Tezi”ni oluşturan göç yollarını kullanarak Avrupa kıtasına doğru ilerledi.

Hazarlar, Karadeniz’in Kuzeyinden Avrupa’nın Doğusuna kadar olan Kafkasya bölgesinde hakimiyet kurmuş, Avrupa’nın önemli devletlerinden biri haline gelmiş, bölgedeki ticareti ve dönemin politikalarını şekillendiren önemli bir politik unsur olma özelliğini taşır.

Bugün ki İsrail ile Hazar Yahudilerinin ne alakası var diyebilirsiniz. Bugün ki israili Kuranların Hazar Yahudileri olduğu Teorisini duymuş muydunuz? İşte o detaylar;

Hazarların Devlet yönetim ve teşkilatlanma şeklinin tam olarak Türk’lere özgüdür. Zira Bizans, Rus ve Arap kaynakları Hazarlardan açıkça Türkler olarak bahsetmiştir. Hazar toplumunun dini inancı, Göktürklerde de olduğu gibi Tek Tanrılı Gök Tanrı inancıydı. Devletin yönetim kademeleri de bu inancı benimsemiş olsalar da Hazarlarda dini tolerans oldukça üst seviyedeydi. Herhangi bir topluluk ya da devlet adamı arzu ettiği herhangi bir dini tercih edebiliyordu ve bu rahatsızlık oluşturmuyordu. Dini açıdan muhafazakâr olmayan Hazarlar, bu sebepten ötürü zaman içerisinde Museviliğe meyil ederek önce devlet kademesi ardından da toplum Musevi inancını benimsemeye başladı.

740 yılından itibaren Museviliği benimsemeye başlayan Hazarların Musevilerle herhangi bir temasının olmaması, kuzeyden Hıristiyan Slavların, Doğudan yine Hıristiyan Bizansın, güneyden ise Müslüman Arapların arasında kalmalarından ötürü Museviliği tercih etmesine etken teşkil ettiği düşünülebilir.  Böyle bile olsa toplum içindeki Musevilik akımı zaman içerisinde yükselerek Hazarların önemli bir kısmının Musevi olması ile neticelenmiştir. Bundan sonra da Rusya, Doğu Avrupa, Kafkaslar ve çevresindeki Musevi toplulukların kökeninin Hazar Toplulukları oluşturacaktır.

Hazar Devletinin kurulduğu dönemlerde İslam Orduları Kuzeye doğru ilerlemekteydi. 634 yılında Sasani Devletini yıkan İslam Orduları, 651 yılında, Halife Hz. Ömer döneminde Kafkaslara doğru ilerleyerek Hazar Devleti ile ilk temasını kurdu. Oldukça güçlenen İslam Orduları, Derbent’i alarak Hazarların başkenti Belecer’e kadar ilerlediler. Hazarlar İslam Ordularını geri püskürtse de Başkentlerini İdil civarına doğru çekmek zorunda kaldılar. Ancak Halife Hz. Ömer’den sonra gelen Halife Hz. Osman’ın şehit edilmesi ve Halife Hz. Ali’nin halifeliği almasıyla oluşan iç karışıklıklar İslam Ordularının Kafkaslar üzerinde daha fazla ilerlemesini engeller.

Bu sayede de Hazarlar güçlenmeye başlar ve Kafkasya da önemli bir güç haline gelmeye başlayacaktır. Hazarlar güçlenerek Kafkasya kontrolünü ele geçirmeye devam ederken İslam Ordularının Kafkaslar üzerindeki ilerleyişi Hz. Ali’nin 661 yılında şehit edilmesiyle Arap topluluklarını yönetimi altına alan Muaviye döneminde tekrar hız kazanır. Hazarlar Muaviye yönetimindeki Emeviler ile uzun süreli mücadelelere girişecektir.

Bir tarafta Müslümanlar Diğer tarafta Hristiyanlık dinini temsil eden Bizans etkisi ile Hazarlar da Yahudilik inancını benimseye başlamış ve bununla da yetinmeyip Tıpkı Müslümanlığı benimseyen Türkler gibi kabul ettikleri din olan Yahudiliğin koruyuculuğu üstlenmiş. Bu sayede de Bizans ve Emeviler ile mücadelelere girişmişlerdir. Ancak bu benimseyiş Sonun Başlangıcıydı..

Hazarlardan Busir Han, 710 yılında Bizansın kontrolünde olan Cherson’u ele geçirir. Bunun üzerine Bizans imparatoru Justinianos da Busir’in üzerine yürür ve Cherson’u geri alır. Ancak Cherson’lu isyancılar Busir Han’ın desteğiyle Kırımı geri aldılar. Busir – Justinianos ihtilafı ile Bizans Hazar ilişkileri daha da kötüye giderek düşmanlık hat safhaya çıkmıştır.

Hazar Devleti hem Bizansla hem Emevilerle mücadele halindeydi. Ancak Emevilere karşı Bizans ile iş birliği içerisindeydi. Emevilere karşı ortak mücadele dönemi Hazarlar ile Bizans arasında iyi ilişkiler oluşturmaya başlamıştı.

Bizans İmparatoru 3. Leon zamanında da devam eden bu iyi ilişkiler, 3. Leon’un oğlu 4. Konstantin’in Hazar Hanı Biharın kızıyla evlenmesiyle akrabalık bağı haline geldi. Bu evlilikten doğan Leon, 775 yılında Bizans tahtına çıktı. Bu akrabalık bağı ile başlayan iyi ilişkiler neticesinde Hazar Devleti ile Bizans arasında ticaret gelişti.

Hazarlar için Kırım önemli bir bölgeydi. Kimi zaman Kırım’ı yönetimi altına alsa da tekrar kaybeden Hazar Devleti, 787 yılında Güney Kırımdaki Doros (Mangup) kalesini ele geçirerek Kırım’da hakimiyet sağlayan Gotların hakimiyetine son vererek kendi bünyesine kattı.

Bölgedeki hâkimiyetini iyice güçlendiren Hazar Devleti, 8. Ve 9. YY’larda sınırlarını Batı ve Kuzey bölgelerine doğru genişlettiler. Bu güçle Doğu Avrupa’daki hemen her kavimden vergi alır, ticareti yönetir ve bölgesel politikaları kontrol altında tutar duruma geldiler.

Bizans ile girilen iyi ilişkiler, Romanos Lekapenos döneminde (932) ,bizansın Yahudiler üzerinde kurduğu baskı nedeniyle bozulmuştur. Bizansın Yahudiler üzerindeki baskısı nedeniyle Hazar Devletine sığınan Yahudiler, Bizans ile Hazar Devletinin arasının açılmasına sebep oldu. Bizansın politikalarına karşılık olarak, Hazarlarda bünyesindeki Hıristiyanlar üzerinde baskı kurarak misilleme yapmaya başladı. Bunun üzerine Bizans İmparatoru Romanos, Kiev Knezi İgor ile Hazarlara karşı işbirliğine gittiler.

İgor, Hazarların üzerine yürümek için diğer Türk toplulukları olan Uz, Peçenek, As ve Alan kabileleri ile anlaşarak birlikte Hazarların üzerine saldırdılar. Hazarlar bu saldırıyı püskürtmüş olsalar da Diğer Türk Toplulukları ile ilk mücadelelerine girişmiş oldular. Hazarların Yahudiliği benimsendiği Türk dünyasında duyulmaya başlayınca artık Türklerin isyanları ve mücadeleleri Hazarların başından eksik olmayacaktı. Hazarlar aslında Yahudilerin koruyucusu olarak kendini kabul etmiş ve bu sayede Yahudilerin varlığını sürdürmesi için seçilmiş ırk olduğu inancı ortaya çıkmıştı.

Bu durumdan ve tarihten sonra Hazar bünyesindeki pek çok boy Hazarlara karşı isyan ve mücadeleye giriştiler. Türk boylarının isyanları ile hazarlar zayıflamaya başladı.

Tarih kaynaklarında Hazarların yıkılışı 965 olarak geçer. Oysa Slavların Kerç boğazını ve Kuban sahillerini ele geçirmesinden sonra, Hazarlar varlıklarını Azak ve Kırım civarında sürdürürler. 1016 yılına kadar bu bölgede zayıflamış halde Hanlıklarını devam ettirseler de, Bizans ve Slavlar işbirliği yaparak Tmutarakan bölgesine saldırırlar. Bu savaştan sonra Hazarların son hakanı olan Georgius Tzul, esir edildi. Hakan, Hristiyanlığı kabul ederek Arbon unvanını aldı. Son hakanın Hristiyanlığı kabul etmesi tamamıyla siyasiydi ancak halk hala Museviliği savunuyordu

Hakansız kalan Hazar toplulukları, kendi bölgelerinde Derebeyliğe geçerek bir süre daha varlıklarını sürdürdüler. Ancak daha sonra Türk topluluğu olan Peçenekler, 1030 yılında bu Derebeylikleri de yıkınca Hazar Devleti son bulmuş oldu.

Ancak hazar devletinin yıkılmasından sonra sürekli kendisini yenileme özelliğine sahip olan Hazarlara tabi bulunan topluluklar, Kırım, Hazar Denizi civarı ve Kafkaslar bölgesine göç ederek benimsedikleri Musevilik insancı yüzünden asimile oldular ve tarih sahnesinden silindikleri söylense de, Kendisinden sonra gelen birçok boy ve devletin temelini oluşturmuşlardır. Şu anda pek çok Akademisyen, bugün Doğu Avrupa’da ve Batı Rusya’da yaşayan Musevilerin Hazar kökenli olduğunu düşünmektedir.

Şimdi ise Yahudi dünyasını bir araya getirip kayıp kabileleri bugün ki İsrail de bir araya getirerek vaddedilmiş toprakları ele geçirmenin peşine düşmüş olan ve bugün ki İsrail’i kuran Hazar Türkleri, dindar olan Yahudiler tarafından desteklenmemekle birlikte İsrail’e karşı her türlü sert tutumu ve yaptırımı yapmaya devam etmektedirler. Çünkü Yahudilik insancına göre Mesih gelmeden, Yahudiler toprak sahibi olup vaddedilmiş topraklara gidemezlerdi.

Bugün ki İsrail ise Mesih görevini üstelendiği, dolayısıyla bunun Tanrıya şirk koşmak olduğunu dile getirmektedirler. Anacak İsrail devletini kuran Aşkenaz Yahudileri Mesih’in yapması gerektiği şeyleri birer birer yapmaya devam ederek Yahudi dünyasının Mesihi olmaya çalışmaktadır. Şimdi ise kayıp kabileleri toparlamakta bu yüzden dünyanın farklı yerlerinde Yahudileri İsrail’e toplamaktadır. Tıpkı Süleyman Operasyonu ile 1991'de Etiyopyalı Yahudileri İsrail'e getirmek için yapılmış askeri bir operasyon gibi, diğer kabileler ise aranmaktadır. Bu Kayıp kabilelerin tamamlanması sonrasında Kutsal Emanetlar için hareket geçme ve daha sonra vaddedilmiş tüm toprakların alınacağı insancını yaşamaktadırlar.

Teoriler doğru olup olmadığı kesinlik kazanmamış olsa da bir gerçek var ki bugunki Yahudiler varlığını sürdürüyorsa Hazarların koruması altında olmalarından dolayı varlıklarınu sürdürebildikleri bir gerçektir

Bu ve benzeri videolarımızın gelmesini istiyorsanız bizlere destek verebilir, Videoyu beğendiyseniz beğenebilir ve düşünce görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

 

 

0 Yorum
Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu yapmak ister misiniz?
Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.
Giriş yapmak için tıklayın. Hesabınız yok mu? Buradan bir hesap oluşturabilirsiniz.

Diğer ilgili bloglar
  • 28 Yorumlar
  • 63 Öğrenci
  • 87 Kurslar & Hizmetler
  • 38 Yazılar
  • 18 Takipçi

HBC AKADEMİ ve DANIŞMANLIK olarak yılların birikimi ve geniş eğitmen kadrosu ile 100 den fazla eğitim , kurs ve danışmanlık alanında faaliyetler yürütmekteyiz. Kendimizi keşfetmek için çıktığımız b