Dijital Çağa Hazırlanmalıyız ve Değişmeliyiz

SEMİNER KONUSU : YENİ EĞİTİM KONSEPTİ, YENİ TEKNOLOJİLER – EĞİTİM TEKNİKLERİ ve GENÇ KUŞAKLARA VERİM ALACAK YAKLAŞIMLAR

Eğitmen Mehmet Nabi Özsoy Son güncelleme Thu, 14-May-2020
+ Daha fazla göster
Dijital Çağa Hazırlanmalıyız ve Değişmeliyiz

SEMİNER KONUSU : YENİ EĞİTİM KONSEPTİ, YENİ TEKNOLOJİLER – EĞİTİM TEKNİKLERİ ve GENÇ KUŞAKLARA VERİM ALACAK YAKLAŞIMLAR

Günümüzde ve yakın gelecekte global eğitim dünyasının önünde çözülmesi gereken 2 büyük sorun(sal) bulunmaktadır :  1- Yeni teknolojilerin eğitimde optimum faydayı sağlayacak şekilde kullanımı  2- Genç kuşaklara eğitimcilerin verim alacak yaklaşım yöntemleri.

Bu iki sorun(sal) “Her şerde bir hayır vardır.” sözüyle çözüldükçe kendiliğinden 21. yüzyılın yeni eğitim konseptini de doğuracaktır. Eğer eğitim dünyası bu sorun(sal)lara yönelik gerçekçi ve sonuç alıcı çözümler üretirse doğum sancılı ve uzun sürede olsa da dijital çağ sonrası sibernetik ve robotik çağı açacak insanı yetiştirebilecektir.

 Önümüzdeki 10 – 20 yıllık sürecin dünyayı ve insanı nasıl biçimlendireceğine dair Türkcell’in davetlisi olarak Türkiye’de konferanslar veren Japon asıllı Amerikalı fizik profesörü Michio Kaku ‘nun konuşmasını Youtube’dan indirip dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim. O zaman bu akşamki konuşmamla ne demeye çalıştığımı daha iyi anlayabileceksiniz.

Öncelikle içinde kendimin de bulunduğu en son 1990 ‘larda biten kuşakların ortak yanılgısını göstermekle işe başlayayım. Bahsettiğim yıllara kadar giden bu kuşakların ortak özelliği hepimizin 20. yy.da doğmuş, klasik terbiye, disiplin ve kültür içinde büyümüş (soru sormayan – talep etmeyen tam ve mutlak disiplin içinde biçimlenmiş kuşaklar) ve çocuklarımızdan da aynı davranışı bekliyor olmamızdır. İşte en büyük yanılgı da buradan başlıyor. Bu yanılgıda israr genç kuşaklarla aramızdaki kuşak farkı çatışmalarını savaş boyutuna taşıma potansiyeline sahiptir. Gözardı ettiğimiz çok ufak görünen ama önemi anlaşılmazsa sonuçları devasa boyutta olabilecek şey 1999 ‘dan 2000 ‘e girerken bir yüzyılı bitirdiğimiz gibi bir binyılı da bitirdiğimiz gerçeğidir. Bu yüzyılda olacak gelişmeler önümüzdeki 1000 yılı da etkileyebilir. O yüzden 2000 yılıyla beraber içine girdiğimiz dijital çağ tecrübe ve önderliği ebeveynden almış bu çağa doğmuş gence vermiştir. Özetle, 20. Yy. kafasıyla 21. Yy. Genci yetiştirilemez.

 Peki ne yapmak gerekir ? Öncelikle bu dijiçocukların ve gençlerin profilini ortaya çıkarmak gerekir ki sonuç alıcı yaklaşımlar ortaya koyabilelim. Dijital çağ kendisi sayılardan oluştuğu için (bilgisayar ve internet 0 ve 1 ‘in kombinasyonlarından oluşmuştur) tüm duygu ve düşünceyi sayılara indirgemiştir.

Bu yüzden de sahip olduğumuz insanı insan yapan tüm etik değerler kaybolmuştur. Bu acı gerçeği kabullenmek zorundayız. Merhamet, sadakat, dürüstlük, sabır vb. özellikler günümüz genci için birşey ifade etmemektedir. Bu genç aynı Terminatör filmindeki cyborg (yarı insan yarı makine) dünyayı dijital bir gözle görmekte ve duygulardan arınmış tamamen mantık üzerine bir yoruma sahiptir. Bir varlık yaşıyorsa HP ‘i (Canı) 100 ‘dür. Hasta veya yaralıysa (şiddetine göre 99 – 1 arasındadır). Eğer ölmüşse 0 değerine sahiptir. Burada duygusal zekası düşük olduğundan çocuk veya genç söz konusu varlığı çeşitli tıbbi müdahalelerle veya Harry Potter’da olduğu gibi iksir veya büyüyle (tekrar canlandırılabileceğine veya tedavi edilebileceğine) inanmaktadır. Çünkü çocuğun siz sadece meydana gelmesine sebep oldunuz. Onu büyüten dijital çağ araçlarıdır. O da dijibaba ve annesinin dediğini yapmaktadır.

 Böyle bizim kabullenemeyeceğimiz ve bize çok ters gelen bu özelliklere sahip çocuk ve gençleri sadece onların mantığına uygun dinlemek ve ikna etmekten başka elimizde bir araç bulunmamaktadır. O yüzden Ebeveyn çocukla daima akıl oyunları oynamak zorundadır ve kendini bu konuda eğitmekten ve devamlı alıştırmalar yapmaktan başka çaresi yoktur. Hiç yapmaması gereken bir şey sertliğe başvurmasıdır. Çocuk fiziksel olarak zayıf olsa bile sonuna kadar direnmekte ve kendi etiğine göre sınırsız özgürlük ve herşeyin hakkı olduğuna dair iman derecesindeki inançla ebeveynle her koşul ve durumda savaşmaktadır. Önce çocuğu bir birey olarak kabul edip onun kişiliğine saygı duyacaksınız. Sonra ‘SEN’ dili yerine ‘BİZ’ dili kullanacaksınız. Hiç bir zaman fiziksel olarak çocuğun karşısında değil yanında olmalısınız. Böylece karşıtlık, düşmanlık duygusu ortadan kalkar ve müttefik olursunuz. Burada size Çocuk Gelişimi ve Yaklaşım teknikleriyle ilgili ahkam kesme niyetimin olmadığını belirtmek istiyorum. Amacım dijital çağda ebeveynlerin çocuklara yönelik teknik ve yaklaşımlar konusunda çok okuyup araştırmalar yaparak kendini gelmekte olan fırtınaya karşı hazırlaması gerektiğini belirtmektir. Ayrıca çocuğun kişiliğine saygı duyduğunu belirtmek ve ona sorumluluklar vermek diğer yararlı tekniklerdendir. Eğer bir farkındalık yarattıysam ne mutlu bana.

 Dijital çağın en önemli özelliği değişim ve hızla herşeyi maddeleştirip eskitmesidir. Eğitim de bundan nasibini almış ve giderek eğitemeyen bir özelliğe bürünmüştür. Bugünün öğrencilerinin ortak özelliği okuldan nefret etmesidir. İmkan olsa hiç okula gitmemektir. Bunun başlıca nedeni 20. yy. yaklaşımlarıyla 21. yy. çocuğunu eğitmeye çalışmaktır. Halbuki, çocuk okulu akıllı telefon ekranı gibi çok işlevli, her ihtiyaca cevap veren, rengarenk bir alan olarak görmek istemektedir.

Çalıştığım bir lisede 9. Sınıf öğrencileriyle yaptığım projede konu başlığı ‘Geleceğin Okulu Sizce Nasıl Olmalı ?’ idi. Bana en ilginç gelen öneri bir Boeing 767 ‘yi okul yapıp sabah dersi Anıtkabirde, öğlen Eiffel ‘de, geceyi de Hürriyet Heykelinin önünde yapılması yönünde olmuştu. Dönüşte herkes evine paraşütle atlayacaktı. Bir başka öneride de Robo-öğretmen öğrenciye derslerinde yardım edeceği şeklindeydi. Okula geliş gidişler ise öğrencinin sırtına takacağı bir jet-pack (sırta takılan bir araç sayesinde havadan bir yere çok çabuk gitmeyi sağlayan aygıt) ile ulaşımını yapacağı yönündeydi.

Bu baş döndürücü bir hızla ilerleyen dijital ve yavaş yavaş evrildiği cyber-robo çağda bunların hayal olmayacağı aşikardır.

 Burdan yola çıkarak yavaş yavaş biçimlenmeye başlayan ve dijiçocuklara bir cevap vermeye çalışan eğitim insanları birkaç konseptten oluşan ana konsepti oluşturmaya çalışmaktadırlar. Ana başlıklar şu şekildedir:

 a)      Öğrencinin öğretmeni beklediği tabiri caizse öğrencinin mekanı olan sınıf anlayışının kalktığı ve öğretmenin sabit ve öğrencinin kendi seçtiği dersi aldığı ve sınıf sınıf dolaştığı (üniversiteye benzer) bir sınıf yapısı

<!--[if !supportLists]-->b)      <!--[endif]-->Derslerin ayrı ayrı işlenmeyip örn; tarih dersi içinde matematik, sanat, edebiyat, coğrafya derslerinin eridiği kompakt (birleşik) ders yapısı

<!--[if !supportLists]-->c)      <!--[endif]-->Okulun öğrencinin hoşlandığı mekanlara dönüştürülmesi (yemekhanenin McDonald’s gibi döşenmesi), yeşilliğin ve rahatlatıcı bir mimarinin kullanıldığı sınıflar, derslerin dışarda, doğanın içinde veya çeşitli konuyla ilintili mekanlarda yapıldığı bir eğitim tarzı

<!--[if !supportLists]-->d)      <!--[endif]-->Öğrencilerin sıra değil isimlerinin üstlerinde yazdığı masalarının olduğu, teneffüslerin olmayıp rahatlıkla büro-sınıfa girip çıktığı, derse aktif olarak katıldığı, kol bilgisayarından dünyaya bağlandığı ve Hintli cyber-arkadaşıyla online olup dosya ve fikir alışverişinde bulunduğu, öğretmenin kayda aldığı önceki derse yönelik sonraki ders için dünyadaki meslektaşlarının eleştiri ve öneride bulunduğu Geribesleme Saati olan bir sınıfiçi anlayış

<!--[if !supportLists]-->e)      <!--[endif]-->Ve en uç nokta da okul binaları yerine sanal sınıflardan oluşan web sitesine bağlanan ögrencinin sanal öğretmenden eğitim alıp yetişmesi şeklinde okul yapısı

Buradan da görüldüğü gibi öne çıkan özellikler aktif öğrenci, yol gösteren-danışmanlık yapan öğretmen, sonsuz düşünce özgürlüğü ve zaman-mekan kısıtlaması olmayan bir eğitim anlayışı ve son olarak ta düşüncesini korkmadan belirten, kendine son derece güvenen özgür öğrenci profili. Böyle bir dünya gümbür gümbür geliyor. Hazır olanlar az hasarla atlatabilir.

 Son olarak İngilizce öğretmeni olarak tavsiye edebileceğim bazı teknikleri aşağıda belirtiyorum :

Öğrencinin okulla sınırlı olmayan bir eğitim için siz velilere büyük iş düşmektedir. Böylece kesintisiz okul dışı eğitimle öğrenci daha iyi yetişebilir ve hedeflenen noktaların çok ilerisine ulaşabilir. Bu yüzden uygulaması kolay ve eğlenceli bu teknikler hem ebeveyn-öğrenci arasındaki ilişkiyi güçlendirirken ebeveyne de öğrencinin eğitiminde bir katkı sağlaması fırsatı verir.

<!--[if !supportLists]-->1)      <!--[endif]-->25. kare yöntemi  : Reklamcıların ve istihbarat örgütlerinin kullandığı ve bilinçaltına bazı mesajlar göndererek kişide davranış oluşturan bu yöntem bir göz yanılması üzerine kurulmuştur. Göz ve beynin görmesi farklıdır. Göz en fazla 24 kareyi sabit görürken 25. kareden itibaren hareketli olarak görmeye başlar. Eğer siz kareleri seyreden kişinin bilinçaltına bir mesaj yerleştirmek istiyorsanız 25. Kareye bu mesajı yerleştirirsiniz. Örnek vermek gerekirse sinemaya gittiğinizde film arasında bir susama hissine sahip olursunuz ve bunun nedenini bilemezsiniz. Halbuki 25. Karede bir meşrubat resmi yerleştirilmiş ve beyniniz bunu görüp gerekli uyarıyı verirken göz 24. Karede filmi izlemektedir. Arada güdülenmiş gibi gidip o meşrubatı alırsınız. Bununla ilgili olarak kısaca anlatacağım ve Youtube ‘da bulabileceğiniz harika bir deney var. (Burada deneyi kısaca anlatıyorum.)

Peki şimdi bunu bir eğitim tekniği olarak nasıl kullanacağız ? Kelime dağarcığı anlamında çok yararlı olan bu tekniği çocuğun öğrenmesi gereken bir metni (Ezber sözünü sevmiyorum çünkü öğrenciyi zorlamakta ve bıktırmaktadır.) odasının duvarına yapıştırıp girip çıkarken şöyle bir bakması 25. karedeki  mesajın beyin tarafından algılanmasını sağlamaktadır. Ayrıca odadaki objelerin üstlerine üzerinde adları yazan etiketler yapıştırılabilir. Böylece defalarca beyin uyarılarak bu objelerin isimleri unutulması zor bir hale gelebilir.

<!--[if !supportLists]-->2)      <!--[endif]-->Senaryolaştırma yöntemi : Bir senaryoya uygun bir grup kelime hikaye tarzında öğrenciye öğretilebilir. Diyelim ki; mutfak araçlarıyla ilgili  bir belletme yapılacaksa ebeveyn çocuğu yanına alıp ‘Hadi bakalım. Seninle pasta yapalım.’ şeklinde bir teşvik sözüyle çocuğu mutfağa sokup kullanılan el araçları ve elektronik pişirme araçlarının isimlerini söyleyerek bunlarla ilgili eylemler belirtilebilir (Kase al, kaşık kaseye koy, un dök …. vb). Resimli sözlük kullanarak hayvanları tanımak için hayali bir geziye çıkarılabilir.

<!--[if !supportLists]-->3)      <!--[endif]-->Bir kelimeyi, kelimenin ifade ettiği şeyin resmini yapmak suretiyle hatırlama ve bağlantı kurma kolaylaşabilir. Örneğin SEE (görmek) kelimesinde EE harflerinin üzerine göz yapmak suretiyle veya COOK (ahçı, pişirmek) kelimesinde OO harflerini göz biçimine getirerek üstüne bir ahçı şapkası çizerek bir ahçı yüzü meydana getirilebilir.

<!--[if !supportLists]-->4)      <!--[endif]-->Ezberlenecek kelime grubu ritmik bir tarzda söyleyerek veya şarkı biçiminde veya  akrostişle (kelimelerin ilk harflerinden anlamlı bir kelime yapma tekniği) belletilebilir.

<!--[if !supportLists]-->5)      <!--[endif]-->Film izletmek, şarkı söyletmek, oyun oynamak veya bulmaca, boyama çalışması yaptırmak, kağıt kesme, kelime bulmaca etkinliği yapmak ta yararlı tekniklerdendir. Bugün artık en ciddi ve ağır dersler dahi (matematik, tarih vb.) müzik eşliğinde, taklitle, hikaye diliyle veya görsellerin cümbüşü şeklinde verilmektedir.         

  

 

            

0 Yorum
Henüz yorum yapılmadı. İlk yorumu yapmak ister misiniz?
Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.
Giriş yapmak için tıklayın. Hesabınız yok mu? Buradan bir hesap oluşturabilirsiniz.

Diğer ilgili bloglar
Güncellenmiş Tue, 18-Feb-2020
  • 0 Yorumlar
  • 1 Öğrenci
  • 1 Kurslar & Hizmetler
  • 1 Yazılar
  • 0 Takipçi

Çeşitli şirketlerde yönetici boyutunda değişik görevler, ticaret hayatı ve iki dershanede İngilizce Bölüm Başkanlığı ve fiilen 1999’dan beri özellikle iş insanlarına, her yaştan öğrenciye ve çalışa